HOŞ GELDİNİZ

madde işareti

NASIL ULAŞILIR?

madde işareti

HIZLI TUR - GEZİ

madde işareti

BİR MESAJIM VAR

madde işareti

"SEBENLİYİZ BİZ"

 İLÇEMİZ HAKKINDA

madde işareti

TARİHÇE

madde işareti

COĞRAFİ DURUM

madde işareti

EKONOMİ

madde işareti

TURİZM

madde işareti

KÜLTÜREL YAPI

madde işareti

YÖRE YEMEKLERİ

madde işareti

ŞİİR VE MANİLER

madde işareti

ELMA FESTİVALİ

madde işareti

PAVLU Kaplıcaları

madde işareti

MUSLAR Kaya Evleri

madde işareti

SOLAKLAR Alabalık
Tesis ve Kaya Evleri

 HABERLER

madde işareti

SEBEN HABERLERİ

madde işareti

FLAŞ HABERLER

madde işareti

GÜNCEL

 YAR.veDAY.DERNEĞİ

madde işareti

Dernek Çalışmaları

MEMLEKET ÖZLEMİ

madde işareti

SİZDEN GELENLER

madde işareti

SEBEN DE NEVRUZ

madde işareti

SEBEN SÖZCÜKLERİ

madde işareti

SEBEN'CE DEYİMLER

madde işareti

SEBEN'DEN ANILAR

madde işareti

VİDEOLAR-YOUTUBE

madde işareti

MP3 ' LER - S.CEMAL

madde işareti

SLAYT  

Sizlerden Gelenler....

                                            YAYLA GÖÇÜ
Sevgili Sebenliler.
Sizleri bundan tam 27 yıl öncesine götürüp, Seben kültürümüzde önemli bir unsur  olan  Yayla’yı çocukluğumdaki gözlemimle anlatmak istedim. Bakalım beğenecek misiniz? "1976 yılıydı.  Abim askerde olduğu için evdeki yüküm daha da ağırlaşmıştı. Sayıları 80 olan koyunları otlatmak, damdaki hayvanları günde iki defa sulamak, yeni doğan yeğenimi sırtıma sarıp gezdirmek bunlardan sadece birkaçıydı. 1976'nın Çeltikderesi'nde insanlar bugüne göre daha az imkanlara sahip, ancak daha mutluydular. Köyde herkes herkesi tanır, herkes herkese saygı gösterirdi. Çalışkan çocukların başı okşanır, kış gecelerinde *Dela Dede'nin hangi eve misafir olup, Çeltikdere hikayeleri anlatacağı merakla beklenirdi. Dela Dede konuşurken sohbete anne babalarının kucağında gelen çocuklar çıt çıkarmaz, anlatılan hikayeleri hayallerinde canlandırırdı. İnsanlar o derece samimiydi ki, şayet çocuklar bir evde uyuyakalmış ve babaları tarafından sırtlarında evlerine götürülemeyecekse, oracıkta yatırılıverir, sabahleyin alınırdı.Köye yürüyerek tam 4 saat uzaklıkta olan yaylaya göç etmek köy için önemli bir tarih idi. İnsanlar bir önceki yıla ait olayları anlatırken, tarih olarak, "Yayla Göçü'nden önce mi sonra mı? diye sorarlardı. 1976 yılının Haziran ayında ilk Cumartesi günü sabah saat 05.00'de ezanla kalktık. Henüz on yaşımda olmama rağmen, babam benim tam 80 koyunu kazasız belasız Yuva Köyü üzerinden yaylaya ulaştıracağıma inanıyordu.
Çünkü daha önce koyunları *gece otlatmasına çıkaracak kadar usta bir çobandım. Anamın hazırladığı ekmek ve yanındaki katığı sırtıma sardılar ve alaca karanlıkta beni uğurladılar. Sabah serinliğinde yol almak için köyden süratle uzaklaştım. Çay boyuna Yuva Köyü sınırları içindeki *Sendük Kayası'nın dengine kadar öğleden önce vardım.. Dereden balık tutmayı ve oracıktı pişirip yemeyi 6-7 yaşımda öğrenmiştim. Koyunlar sıcakta yatarken, dereye girdim ve yiyeceğim balığı bir saat içinde tuttum. Közde pişirip yedim. Güneş dereden karşıya atladığında koyunları kaldınrıl,  İnsanın bile  yürümekte zorlandığı dar ve taşlı yollardan 80 koyunu ip gibi dizip Yuva Burnu'na tırmanmaya başladım. Kepez kayasını arkadan dolaşıp Yuva'nın göründüğü düzlüğe ulaştığımda güneşin vedaya hazırlanıyordu. Yuva oldukça uzaktaydı. Ama karanlık çökünceye kadar köye ulaşacağıma inanıyordum. Çünkü sürüde bulunan koyunlardan en az 60 tanesi kendi avlumuzda doğan kuzulardı. Elimizde büyümüşlerdi. Birer koyun değil, adeta birer insan gibilerdi. Hele beni sesimden tanırlar, zaman zaman benimle dertleşirlerdi. Elime bir parça ekmek alıp, önlerinden yürüdüğümde ateş olsa üzerinden geçerlerdi. Hatta sıcak bir yaz günü elime ekmek alıp *eğrene atladım ve Çeltikdere Çayı’nın karşısına geçtim. 80 koyundan hiç biri mızıkçılık yapmadan arkamdan suya atladı.
Karanlık çöktüğünde Yuva'ya ulaştım. Yengemin akrabalarının evinin önündeki ağıla koyunları tek tek sayarak koydum. Ve bir sıcak çorba içtikten sonra hemen yattım. Sabah çok erkenden yola çıkmam ve yaylaya ilk girenlerden biri olmak istiyordum. Hoca ezanıyla kalkıp yola düştüm. 4-5 koyunu önüme alıp, arkadan gelenlere *"Bru Bru" dedim. Yuva sınırlarından çıktıktan sonra koyunlar yaylanın kokusunu aldı. Ben sürüye yetişemiyordum. Yuva Köyü ile Çeltikdere Yaylası arasındaki yolu bir maraton koşusu gibi tamamladık. Güneş yeni yeni etrafı ısıtıyordu ki, yaylanın kuş bakışı görüldüğü yere gelip bir taşın üzerine oturdum. Bir yıl önceki anılarım gözümün önünde canlandı. Çobanlara yalvar yakar kurdurduğumuz çövürge*nin sadece göbeği duruyordu. Yaylanın ortasından akan Dere Çayı beni selamladı. Perşan Dede'nin söğüdü, Tazılar Yaylası'nın altındaki asırlık çamlar. Hepsi bana, "Merhaba Dere Bebe*. Yine geldin mi" diye selam verdi. Koyunları yaylanın girişinden aşağı kapayıp, koşar adım bir yıl önce ayrıldığımız yayla yatağına koştum. Geçen seneden çakıl taşları arasına sakladığım sapı kırılmış çakımı buldum. Hemen çimlere basmadım. En az yarım saat çay ortasındaki bir taşın üzerinde oturdum. Cicik*çıkmasın diye. Ve bir saat sonra yayla göçümüz geldi. İki cesur katırımız üzerinde yükler. Anamın çanak çömlekleri, bize biray boyunca ekmek pişireceği sacı. Abim askerde olduğu için ilerleyen yaşına rağmen bir delikanlı gibi çalışan babam *Musa pehlivan, birkaç saat içinde evimizi düzdü. Çakıl taşları üzeirne eski bir çadır, üzerine biraz ot, ve yataklar ıslanmasın diye yarım metre yükseğe çakılmış birkaç ağaç. İşte yayla evimiz. Ve öğle sonrası ilk yemek. Anamın köyden hazır ettiği azıklar, ocakta kaynayan çay ve yaylada kaynaşma. 80 koyunu hiç bir problem çıkmadan, hem de 10 yaşımda yaylaya ilk ulaştıran küçük çoban olarak ben. Akşama doğru güneşin batımı sırasında babam bizimle vedalaştı. Anam, 3-4 yaşındaki kız yeğenim ve ben 30 gün sürecek yayla günlerine başladık. 30 gün boyunca anamı hiç üzmemeye çalıştım. Her sabah güneş doğmadan koyunlarımızı ağıldan çıkardım, her akşam zamanında ağılımıza koydum. Ve Çeltikdere Yaylası'nın tadını çıkardım. Öğlen Kanlıca'ya* balığa gittim. Sabahları anamın kaynattığı sıcak sütü içtim. Köyden arada sırada bir gelen elmaları elime alıp, koyun arkasında kemirdim.Ve gönlü olduğu zaman çalışan küçük radyomdan Çocuk Saati programlarını dinledim. 1976 Haziran'ın daki Çeltikdere Yaylası'nın tadını hayatımın hiç bir yerinde bir daha bulamadım.  Hala o tadı aramaktayım. 
Yazıdaki Seben kelimeleri
*Cicik. Bir allerji türü. Nemli çimlere basıldığında vücutta su çiceğine benzer benekler oluşması. Kaşıntı yapan bir rahatsızlık.

*Dere Bebe: Çeltikdereli Çocuk.

*Çövürge:Geniş yayla çayırlarında Çobanlar tarafından çocuklar oynasın diye kurulur. Çayıra bir ağaç çakılır, üzerine uzunca bir ağaç monte edilir ve her iki ucuna çocuklar biner ve çevrilir.

*Bru Bru:Çeltikdere dilinde koyunları biryere çağırmak.

*Sendük Kayası: Tarihi bir yapı. Çıkılması imkansız bir büyük kayanın ortasındaki mağara ve önündeki ağaçlardan sandık şeklinde çatılmış mekan.Çeltikdere-Yuva Köyü sınırında.

*Eğren:Çayda zaman zaman oluşan ve derinliği 3-4 metreyi bulabilen göletler.

*Dela Dede:1970’li yıllarda Çeltikdere’nin Dede Korkut’u. Şimdiye kadar olayları Dela Dede kadar güzel anlatan ikinci bir kişi görmedim. Köyde en iyi kaval çalabilen kişiydi. Allah rahmet eylesin.

*Perşan Dede:Çeltikdere’de Kurtuluş Savaşı görmüş, önemli bir şahsiyet. Allah rahmet eylesin.

*Musa Pehlivan. 1921 doğumlu. Şuan 82 yaşında. 18 yaşından 35 yaşına kadar sadece güreş yapmış ve dünyanın en iyi babası. Seyfi Alp’in babası.

   
                                                                   Seyfi Alp.
                                     

  &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
HASAN'LAR
Küsenli/Güneşlelli Kel Hasan
Çikinlelli Sarı
Hasan
Güneyli Kadı
Hasan
Dereboylu Çapar
Hasan
Kızıklı Mim
Hasan
Kızıklı/Kuzgölcüklü Deli
Hasan
Möşürlü Topal
Hasan
Hoçaşlı Bıdık Hasan
Gerenüzlü Davut ile Avcı
Hasan
Kesenüzlü Pehlivan
Hasan
Kozyakalı Kürt
Hasan
Mamatlallı Gakgabir
Hasan
Söğütlü Çorçor
Hasan
Mandırlı Göçmen
Hasan...............
Nazif KAYA / Değirmenkaya Köyü
          &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 ARABALARIMIZ
Duran taşlara yeter, Düz ovada yük çeker,
Yokuşlarda ah çeker, Tahsin'in "Studbaker".
Kapı önünde har har, Açtım baktım ki ne var?
Gitmem Allah der yatar,Mehmet Kalay'ın "Star"
Köprüye kadar itin, Çalıştırmak çok çetin,
Satıldı da kurtulduk, Necati'nin "Austin"
Fikret kalkar, Fehmi yatar, Ayda bir yola çıkar,
Otuz gün yolda yatar, Salih Ayhan'ın "Hagar"
Dokuz on kişi gelip, Arkadan önden itip,
Çalıştırırız ancak, Biz böylece iki "Jeep"
Sürdürür binsen safa, Sayamam ki kaç defa,
Patlatır lastiğini, Arif Topaç'ın "İfa"
Tozu dumana katıyor, Gah kalkıp gah yatıyor,
Baktım ki Karanfil'in, Tamiri bitmez motor.
Yola çıkmayın onsuz, Yünleri geçmez susuz,
Tepkilidir mübarek, Kaymazların burunsuz.
Allah kurtarsın artık, Çünkü bıktık usandık,
İyisi gelir dedik, Sonra da yaya kaldık.
Velhasıl efendiler, Gönül Allah'dan diler,
Bizdekiler sizde kalsın, Bizim olsun sizinkiler.
ASIM TOPÇUOĞLU .....Seben 18.3.1957

Notlar:
Bu şiir yazıldığı tarihte Seben'de mevcut motorlu araçların tamamını kapsayıp,hicvetmektedir. Şiirde geçen isimler:
Tahsin: Tahsin Can. Asım Topçuoğlu'nun kayınbiraderi.
Metin Can'ın babası. Merhum.
Mehmet Kalay: Alpagut'lu. Merhum.
Necati: Berber Necati Çelik. Merhum.
Salih Ayhan: Hatçavazlı. Fehmi Ayhan'ın babası. Merhum.
Karanfil:İsmail Karanfil. Öğretmen Şevket Karanfil'in babası. Merhum
Arif Topaç: Azim Topaç'ın babası. Merhum.
Kaymazlar: Mehmet Kaymaz. Fırıncı Ziya'nın ebeveyni.

 

 RESMİ KURUMLAR

madde işareti

KAYMAKAMLIK

madde işareti

BELEDİYE BŞK.

madde işareti

RESMİ DAİRE TELEFONLARI

madde işareti

MUHTARLARIMIZ

 KÖYLERİMİZ

 

madde işareti

KÖYLERİMİZ

 

 E-DEVLET - LAZIM OLUR

madde işareti

BU BÖLÜMDE SİZE
LAZIM OLABİLECEK
GENEL BİLGİLERE ULAŞABİLİRSİNİZ

 FOTOĞRAFLAR / HARİTA

madde işareti

FOTO GALERİLER

madde işareti

İLÇEMİZ HARİTASI

 SEBEN GENEL

madde işareti

SEBEN GÖLÜ

madde işareti

SEBEN SPOR

madde işareti

İLÇEMİZ LİNKLERİ

 MİSAFİR DEFTERİ

madde işareti

MİSAFİR DEFTERİ

madde işareti

İLETİŞİM  -  E-MAİL

madde işareti

EMEĞİ GEÇENLER

 REKLAMLAR

madde işareti

REKLAMLAR

madde işareti

TİCARİ KURULUŞLAR

 FORUM / SOHBET ODASI

madde işareti

FORUM

madde işareti

SOHBET ODASI

1024*768                     seben2007©       &       Site İçeriği: KEMAL YAMAN           Web Tasarım: A. ÖZBOSTANCI